kış menüsü etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kış menüsü etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Etli Biboşş

1 Aralık 2010 Çarşamba

Ben her yemeği çok severim; ama etli biber dolmasının yeri ayrıdır. Hiç dayanamam, bir oturuşta koca tencereyi bile yerim. Bu kadar sevipte öğrenmemek olmaz dedim, hazır yemeğe arkadaşımız da geliyorken pişirmeye niyetlendim.

Bizim akşam yemeği faslımız bittikten, çayımızı kahvemizi içtikten sonra, biberleri temizlemekle başladım işe. Sap kısımlarını başparmağımla içlerine ittirdim. İttirmesi kolay da o itileni dışarı çıkarmak zor. Kimisi kolay çıktı, kimisi biraz yırtıldı, kimini de riske atmayıp bıçakla kesip çıkardım. Beklemeye bıraktım.

Yarım çay bardağı pirinci suyu temiz çıkana kadar yıkadım, kenara koydum. Bir kapta dolmanın içini hazırladım. Yaklaşık yarım kilo kıyma, çok ince doğranmış bir soğan, bol nane, yarım demet maydanoz, tuz, karabiber ekleyip yoğurdum. En son yıkanmış pirinci ekleyip karıştırdım ve dolma içimiz hazır oldu.

İçleri 10 iri dolmaya eşit şekilde paylaştırdım. Pirinçlerin şişme ihtimalini düşünerek ağzına kadar tıka basa doldurmadım; ama pirinçler de çok fazla şişmedi. Biberleri tencereye dik bir şekilde yerleştirdim. Bir su bardağında 1 yemek kaşığı salça, 1 yemek kaşığı yağ ve bardak dolusu suyu karıştırdım, dolmaların üzerine, tencerenin içine döktüm. Anne talimatı üzerine tencereye biberlerin yarısına denk gelecek kadar su ekledim; fakat pişirme safhasında bunun yanlış olduğunu gördüm. Doğrusu biberlerin seviyesinde su eklemekti herhalde; çünkü yaptığımda biberlerin alt kısımları pişerken üst kısımları diri kaldı. Üstlerin de pişmesi için 2 saate yakın bekledim ocak başında. En son tuzunu kontrol ettim, tabiki tuzsuzdu, biraz daha ekledim, altını kapattım, dinlenmeye bıraktım.

Yemekleri bu şekilde yapmak çok keyifli oluyor. Salı gününün yemeğini Pazartesi akşamından yapıyorum, hem ne yapacağım derdi olmuyor, nasıl yapacağım paniği olmuyor, hem de eve zaten yeterince acıkmış bir halde geldiğimiz için daha fazla beklemiyoruz.

Yemek sonrası yorumlarım ise şöyle; çabalarım karşılık vermiş, dolmalar gayet güzel pişmişti. Salçasını daha fazla koyabilirdim, yemeğin suyu daha salçalı olabilirdi. Bir de içini daha bol yapabilirdim diye düşündüm. Bunların haricinde çok lezzetli bir yemek olmuştu. Yanına sarımsaklı yoğurt koydum, üstüne de makarna yedik. Bir de güzel doyduk..

Afiyet olsun...

Kolay Mercimek Çorbası

26 Kasım 2010 Cuma

Havalar soğudukça insan akşam yemeğinde içini ısıtacak birşeyler arıyor. Bu işi en iyi yapan da kuşkusuz çorba çeşitleri. Ben de geçen akşam mercimek çorbası yaptım, nasıl mı?

1 adet orta boy soğan alınır, yemeklik doğranır. Tencerede yağ ile şeffaflaşıncaya kadar kavrulur. Soğanların kararmamasına dikkat edilmeli, yoksa çorba acı olur. Bu sırada 2 kişilik çorba için 1 su bardağı mercimek (4 kaselik çorba çıktı) iyice yıkanır, içinde taş olmamasına özen gösterilir. Soğanların yanına, tencereye atılır. Malzemelerin üzerini 2 parmak geçecek kadar soğuk su konulur ve ocağın altı açılır. Su kaynamaya başlayıncaya kadar arada karıştırılır, ateş harlı şekilde yanar. Su kaynamaya başlayınca ocak orta seviyeye indirilir, malzemeler karıştırılır. Mercimekler suyu emip açıldıkça azar azar kaynamış su eklenir, ta ki tüm mercimekler neredeyse eriyip, çorbanın suyu ve kokusu çıkmaya başlayana dek.

O aşamada mutfak robotunuzu alıyorsunuz elinize, tencerenin dibinde gezdirmeye başlıyorsunuz. Önemli nokta: mutfak robotunu tencerenin içine soktuktan sonra çalıştırın, yoksa tüm duvarlarınız, yerleriniz çorba olur. Çorbanız çok kısa süre içerisinde kıvama geliyor zaten.

Burada çorbanızın çok sulu olduğunu görürseniz buharlaşması için bir süre daha ocakta tutun. Çorbanız istediğinizden koyu kıvamdaysa içine yarım çay bardağı soğuk süt ekleyin, bir süre onunla karıştırın, sonra gerekirse su ekleyin. Süt çorbaya çok hoş bir kıvam veriyor.

Servis yaparken üzerine yağ yakabilirsiniz. Afiyet olsun.

Klasik Kış Menüsü

23 Kasım 2010 Salı

Bayramda havalar çok güzeldi, biz ne kadar evin dışına çıkmasak da tam Tunalı'da cadde boyunca gezme, bol yürüyüş yapma havası vardı. 9 gün günlük güneşlik olan hava Pazartesi sabahı bir anda bozdu. Hava aydınlanmak, sis kalkmak bilmedi.

Hal böyle olunca insanın canı da sıcak ve sulu yemek çekiyor. Ben de dün akşam Sevgilime kuru fasulye ile bulgur pilavı pişirdim. Bir kere evde 2 kişi yaşayan herkesin sahip olması gereken bir mutfak aleti var : Fissler'in 3,5 Litrelik düdüklü tenceresi. Misafir boy düdüklü tencereleri 2 kişilik yemeklerde kullanmak gereksiz oluyor. Oysa bu tencere küçücük, bu sayede yemekleri daha hızlı pişiriyor. Yıkaması da çok kolay. Biz tenceremizi Bernardo'dan almıştık. Şu an kampanyaları var üstelik; yemek takımı alana Fissler düdüklü tencere hediye. Kampanya bitmeden gidin görün derim ben.

Eveet, hazırlık aşamasında 1-1,5 su bardağı kuru fasulyeyi Pazar gecesinden ıslattım. Pazartesi akşamı işten gelince düdüklü tenceremi çıkardım, içine azıcık yağ koydum. Sucukları yağda hafif kavurdum, 1 yemek kaşığı salçayı çiğ kokusu gidene kadar kavurdum ve fasulyeleri ekledim. Fasulyelerin üzerini biraz geçecek kadar da su koydum ve düdüklümün kapağını kapattım.

Fissler'i kullanmak çok kolay. Önce altını en yüksek seviyede açıyorsunuz. Ben korkumdan en yüksek ile ortanın arasında bir seviyede açtım. Tencerenin içinden patır kütür sesler geliyor en başta, sonra sapından ve deliklerinden buhar çıkmaya başlıyor. Buhar kesildikten sonra ise pişirme safhasına geçiyor. Düdüklü tencerenin kitapçığında her yemeğin kaçıncı seviyede kaç dakika pişirileceği yazıyor. Baklagiller 2. seviyede pişiyormuş, yani düdüklünün göstergesi yükselirken 1. beyaz çizgi çıktığı zaman düdüklünün altını kısıyoruz. 2. beyaz çizgi görünecek ancak tamamen çıkmayacak bir seviyede tutmaya çalışıyoruz göstergeyi. Ben fasulyeyi 20 dakika kadar tuttum; fakat açınca biraz daha kalabilirmiş diye düşündük. Kapatıp biraz daha pişirecektim ama Sevgilim çoook acıkmıştı, sabredemedi :) Pişirme süresinin sonunda tencerenin altını kısıyoruz ve en hızlı soğutma yöntemini kullanarak, tencereyi sarsmadan, soğuk suyun altında tutuyoruz. Yine buharlar çıkmaya başlıyor ve içindeki tüm buhar bittiğinde elinizle tuttuğunuz sapın yerine oturduğunu hissediyorsunuz. Kapağını açtığınızda mis gibi bir koku kaplıyor mutfağı...

Sıra geldi bulgur pilavına, tabi maharet biri pişerken diğerini de pişirmekte. 2 kişilik pilav için, tek akşamda yenip bitsin istiyorsanız, yarım su bardağı bulgur yeterli bence. Bulgurumuzu süzgeçte yıkıyoruz. 1 tane orta boy soğanı doğruyoruz (Tupperware'in daha önce bahsettiğim aletini hatırlatırımmm). Soğanlar biraz kavrulunca içine büyükçe bir domatesi rendeliyoruz ve soğanla domates iyice pişene kadar kavuruyoruz. Pişince içine 1 kaşıktan biraz fazla salça koyup biraz onunla, hemen sonra da bulguru ilave edip hepsini birden şöyle bir karıştırıyoruz. Bulgurların üzerini kapatacak kadar su koyuyoruz. Bu aşamada içine tavuk bulyon koymak lezzet veriyor. Şimdi pilavın asıl tat veren safhası, baharatlar. Bulyon kullandıysanız ayrıca tuz koymanıza gerek yok; ama zevkinize göre karabiber, pul biber ve bol kimyon ekleyebilirsiniz. Özellikle kimyon pilavın tadını çok değiştiriyor. Kapağını kapatıp su kaynayana kadar orta ateşte, kaynadıktan sonra kısık ateşte iyice pişmesi için bırakıyoruz. Piştikten sonra servis edilmeden önce biraz dinlenirse daha güzel oluyor.

Ve işte bir akşam yemeğimiz böylece hazır oluyor. Tabi sofraya turşu koymayı unutmamak lazım :)
Afiyet olsun, sevgiler...

Birço Mutfakta Copyright © 2009 Designed by Ipietoon Blogger Template for Bie Blogger Template Vector by DaPino