pazar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
pazar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Doğumgünü Kahvaltısı

10 Şubat 2011 Perşembe


Bu pazar annemin doğumgünü şerefine bir aile kahvaltısı düzenledik, herkes bize geldi. Klasik kahvaltıdan çok farklı olmasa da yaptığım Sufle Omleti herkes çok beğendi. Öncelikle internetten bulduğum tarif üzerine bunu yapma cesareti gösterdiğim için kendimi tebrik ediyorum. Tarifini de sizlerle paylaşıyorum (not: google'a sufle omlet yazdığınızda karşınıza farklı sitelerden aynı tarif çıktığı için referans gösterme ihtiyacı hissetmiyorum) :
Malzemesi:
10 yumurta
1 çorba kaşığı margarin
Yarım kahve fincanı un
Dörtte üç bardak
süt
1 bardak rende kaşar
Tuz

Hazırlanışı:

Bir tavaya bir çorba kaşığı margarin ile yarım kahve fincanı un koyarak karıştırın ve iki dakika kavurun. Sonra bunlara üç çeyrek bardak da
süt ilave ederek karışım muhallebi kıvamında bir koyuluğa gelinceye kadar kanştırmak suretiyle pişirmeye devam edin. Sonra karışıma iki tatlı kaşığı tuz ile bir buçuk bardak da rende kaşar peyniri katarak bir kaç kere karıştırın. Peyniri iyice karışıma yedirin. Sonra da kabı ateşten alarak ılınmaya bırakın. Karışım ılınınca buna teker teker olmak üzere 10 adet yumurta sarısı katın ve her katışta da iyice karıştırmak suretiyle hepsini birbirine yedirin. Aklarını da sonradan kullanmak üzere bir başka tencereye ayırın. Sonra ayırmış olduğunuz yumurta aklarına bir tatlı kaşığı tuz katarak aklar kar gibi beyaz ve koyu bir köpük haline gelinceye kadar çırpın. Sonra da akları, yağ, un, süt, peynir ve yumurta sarılı karışıma atarak iyice karıştırın. Sonra elde ettiğiniz bu karışımı içi iyice yağlanmış bir kalıba dökerek ısısı alttan verilmiş orta kızgınlıktaki fırında aşağı yukarı 30 dakika pişirin. Fırından alarak kalıbı ile hemen servis yapın.

Evet, tarif bu şekilde. Benim notlarım ise şöyle, eğer yemekleri tuzlu seven birisiyseniz yukarıdaki tuz ölçüleri tam size göre. Ancak benim gibi yemeklere çok az tuz koyuyorsanız bu tarifteki miktarlar size zehir gibi gelebilir. Ben yemek pişirirken az tuz koyuyoruz, yerken ise hiç koymam. Bir yerde insanın günlük tuz ihtiyacının 1 zeytindeki / 1 domatesteki kadar olduğunu okumuştum. Yani bir domatesi yediğinizde günlük tuz ihtyiacınızı karşılamış oluyorsunuz. Tabi bu alışma ile ilgili. Tuzlu yemeklere alıştıktan sonra azaltmak pek kolay olmuyor.

İkinci notum tarifte belirtilen fırın kabı yerine omlet karışımını teker teker çömleklere döküp servisini öyle yapabilirsiniz. Biz 9 kişi idik kahvaltıda ve 10 yumurtalı tarif tam geldi. 9 tane çömleğin içini yağladım, karışımı döktüm öyle fırına verdim. Herkesin kendi omletinin olması daha hoş ve rahat bir duygu bence.

Bu arada
amazon.com'da farklı yumurta tarifleri için kitap araştırırken Many Ways for Cooking Eggs kitabını buldum. Alınması, okunması, denenmesi gerekli bir kitap olduğunu düşünüyorum.

Kahvaltımın ikinci yıldızı salçalı sosisli böreklerimdi. Sabah kalkar kalmaz o işe girişmiştim zaten, güzel olmasa çok üzülürdüm. Efendim bu tarif de benim sevgili nikah şahidim, Şuşucuğuma ait. Öyle de kolay ki...

İçini tabiki istediğiniz gibi hazırlayabilirsiniz, ben evdeki sosislerimi değerlendirmek istedim. Bir kaşık salçayı tavaya koydum, çiğ kokusu gidene kadar evirdim çevirdim. Sos kıvamına gelmesi için bir bardak su ekledim, karıştırdım. Marketten değirmenli karışık biberlik almıştık, üstüne ondan öğüttüm biraz. Muhteşem bir koku yayıldı. Parmak sosisleri içine attım, biraz evirim çevirdim, tavanın altını kapattım.

1 kat yufkayı tezgaha yaydım. 1 su bardağını yarısına kadar yağ, üzerini de su ile doldurdum, iyice karıştırdım. İYİCE karıştırınca beyaz bir sıvı oluyormuş, benimki öyle olmadı ama böreklerin kabarmasına yetti. Karışımın bir kısmını kaşıkla yufkanın üzerine döktüm, ellerimle yedirdim, her yerinin ıslanmasını sağladım. daha sonra kenarlarını içe katlayarak şekilsiz yufkadan yine şekilsiz bir diktörtgen elde ettim. Sosisleri bir kenara yan yana yan yana dizdim. Salçalı sosumdan üstlerine döktüm. Yufkanın ucunu sosislerin üzerine kapatıp rulo şeklinde sımsıkı sarmaya başladım. Yufkanın üstüne altına su-yağ karışımını tekrar yedirdim. Fırın tepsisine aldım, sosislerin boyutunda kestim. Kalan sosisleri de ikinci yufkaya aynı şekilde sardım. Önden ısıtılmış 180 derecelik fırına attım, 30 dakika pişirdim. Yufkalar puf puf kabardı, çok da lezzetli oldu. Yalnızca böreklerimin üstü fazla kızarmadı, ona üzüldüm :(

Bu kahvaltıyla ilgili bir diğer pişmanlığımsa hiç fotoğraf çekmemiş olmam. Bu nedenle böreğimi ve omletimi en kısa zamanda tekrar yapıp burada fotoğraflayacağım.

Afiyet olsun...

Başlangıç

12 Kasım 2010 Cuma

Herşeyin bir ilki vardır ve evlilik birçok ilki beraberinde getiriyor. Hele de bekarlık döneminizi ailenizin yanında geçirdiyseniz. Ben öyleydim, üstelik anneciğim sağolsun elimizi sıcak sudan soğuk suya sokmazdı. "Siz yorgunsunuz okuldan/işten geldiniz, ben getiririm/yaparım" der dururdu. Çalıştığı zaman da böyleydi, şimdi emekliliğinde de böyle. Biz de buna güvenip koltuğa yayılıp karpuz büyütmezdik tabi, ama yemekmiş, bulaşıkmış hiç uğraşmazdık.

Balayından döndüğümüz hafta benim açımdan tatil devam ediyordu; çünkü annelerimiz dolabı çeşit çeşit yiyeceklerle doldurmuşlardı. Hatta öyle çoktu ki yemekler bozulmasın diye işyerime evden getiriyordum. Fakaat, gün geldi evdeki yemekler bitti. İş başa düştü mü! Allah Türk Telekom'un "akşam 7 - sabah 7 bedava" kampanyasından razı olsun :))))

Hikayeme yemeklerin bittiği haftasonu yaptığımız pazar alışverişinden başlayabilirim. Kocacığımla ilk alışverişimiz, pazardaki meyveler, sebzeler de bir hoşumuza gitti! Aldıkça alıyoruz... Taze fasulye, patlıcan, kabak, havuç ilk etapta aldığımız sebzelerdi. Eve geldik, dolabımıza yerleştirdik, o akşam için donuk köftelerimizi yedik. Ertesi akşam içni taze fasulye yapmaya karar vermiştim, kocacığım televizyon izlerken ben de fasulyeleri ayıklamaya başladım.

Fasulye ayıklarken mümkünse bıçak kullanmamak lazım, böylece kılçıkları daha rahat ayıklanıyor. Keskin bıçak kılçığı da kestiği için farkedilmeyebiliyor. Benim yaptığım ilk hata fasulyeleri ayıkladıktan sonra yıkamak oldu. Sebzeler ayıklanmadan önce yıkanırmış! Fasulyeyi barbunya ile karıştırmıştım galiba :$

Tabi ben yemek işine kalkıştım ama evdeki tencereler de bana yabancı, hele düdüklüden ödüm kopuyor. Annemle yapılan uzun konuşmalar sonucu yemeği normal tencerede yapmaya karar verdik. Önce kıymayı ve soğanı kavurdum. Bu arada soğan kesmek için müthiş bir aletim var Tupperware'in Mini Şef'i. Bir soğanı 4'e bölüyorsunuz, parçaları teker teker içine atıyorsunuz, kapağını soğanın dilimlenmesini istediğiniz büyüklüğe göre ister 1-2 ister 4-5 kere çeviriyorsunuz ve işte soğanlarınız hazıııırr!! Aleti yalnızca soğan için kullanacaksanız kullanım sonrası parçaları sudan geçirmeniz yeterli. Bulaşık makinesinde de yıkanabildiğini belirteyim.

Evet ben kıymamı ve soğanlarımı kavurdum, galiba salçayı da önden kavurmuştum; ama şimdi tekrar yapacak olsam bir yemek kaşığı salçayı bir bardak suda karıştırır fasulyeleri de koyduktan sonra üzerine dökerim. Tabi üstüne su eklemek şartıyla... Tencereye fasulyeleri ekledim, tanelerin arasından görünecek; ancak malzemelerin üzerine çıkmayacak kadar soğuk su koydum, tuzunu serpiştirdim ve tencerenin kapağını kapattım.

Su kaynayıncaya kadar tencerenin altını harlı açtım; ama kaynar su baloncuklarını görünce ateşi kıstım, minimuma getirdim. Böylece yavaş yavaş pişmesini sağladım. Düdüklü kullansaydım pişirme süreci 10 dakika sürecekti, normal tencerede ise 2 saate yakın ocakta durdu. Arada kapağını açıp fasulyeleri kenara ittirip su olup olmadığını kontrol ettim. Bitmişse bir miktar kaynar su ekledim. Aralıklarla da ağzıma fasulye atıp pişmişliğine baktım.

Sonunda o gece yemeğimi pişirmiş olmanın verdiği mutlulukla yatacığıma girdim. Ertesi akşam yemeği yediğimizde salçasını fazla koymuş olduğumu anladım (gözüme az göründüğünden 2-3 kaşık koymuştum daaa.. :$ ) Tabi salça tuzlu bir malzeme, e salçası bol olunca, bir de üstüne ben tuz koyunca tuzu biraz fazla kaçtı. Ama yenmeyecek kadar değil, hatta Kocacığım üzerine tuz bile serpti. Bir de yemeğin suyu az olmuştu, gece çekti mi naaptıysa artık!!

Sonuç olarak yapmış olduğum ilk yemek salçalı taze fasulye olarak tarihe geçti. Yine de afiyetle yedik :)

Birço Mutfakta Copyright © 2009 Designed by Ipietoon Blogger Template for Bie Blogger Template Vector by DaPino